Kayıt Tarihi: 10 Eylül 2018 Pazartesi 19:59
Seyahatnamelerde Ereğli
1961 yılının 6. Ayının 16'sında Eregli'de iki kuşaktır eczacı bir ailenin ikinci oğlu olarak dünyaya geldim.Turgut Reis Ilkokulu'nun ardından Galatasaray Lisesi'ni 1980'de bitirdim..On yaşlarından beridir kokusunda büyüdüğüm Memleket Eczanesi beni eczacı yaptı.Askerlik görevini yerine getirdiğim 1986-87 Çanakkale Deniz Hastanesi dönemi dışında dedemin eczanesinde babamla birlikte çalıştık.Halen üçüncü kuşak olarak dede yadigârı Memleket Eczanesi'ni sürdürmeye çalışırken 2004'ten bugüne Ecz. Sabit Duran'ın Ereğli Tarihi'ni yayınlamak üzerine başladığım çalışmalar beni bir yerel tarih tutkunu haline getirdi.Geçen yılsonu yayımlanan "Kastamonu ve Bolu Salnamelerinde Ereğli" adlı bir kitabım var..
Smolensk’li Ignatius

Ereğli’yi içeren Seyyah anlatımlarını konu alan yazı dizisine başladığımızdan bugüne metinleri tarih sırası içinde sunmaya çalıştık, ancak elimize süreç içerisinde sonradan ulaşan bazı eserler, zorunlu olarak bu sırayı bozdu.

Dizimizin ilk yazısında “Ereğli’den söz eden ilk Avrupalı seyyah, Papalık özel emriyle 1403 yılında Timur'un sarayına elçi olarak gönderilmiş olan; 23-24 Mart 1404 tarihlerinde Ereğli’de bulunduğunu 1582’de Embajada a Tamorlán (Timur Ülkesine Elçilik) adıyla yayınlanan kitabından öğrendiğimiz bir İspanyol asilzadesi, Ruy Gonzales de Clavijo’dur.” cümlesini kullanmıştık.

Oysa çevirisini yeni tamamladığımız bir metin, bizi bu tarihten 15 yıl önce Ereğli’ye uğrayan bir Rus Seyyah ile tanıştırdı..

Slav dünyasıyla ilgili araştırmaları ile bilinen Amerika’lı Tarihçi George P. Majeska’nın 1984 basımı eserinden (1) haberdar olduğumuz Smolensk’li Ignatius idi bu Seyyah. Ereğli’ye Tüm Rusya Metropoliti Pimen, Smolensk Piskoposu Michael ve Savior Manastırı Başrahibi Sergius ile birlikte Konstantinopolis’e giderken uğramış idi. Büyük ihtimalle Rus Kilisesinin sorunları ile ilgili olan bu yolculuk, Moskova’dan günümüzde kullanılan takvime göre 1389 yılında, Nisan’ın On yedisinde başlamıştı.

14. yüzyıl sonu ile 15. yüzyıl başlarında yaşaması ve kendisinden kalan “Kısaltılmış Kronik” (1402) ve “Selanik ve Kutsal Dağ’ın Tasviri” (1405) gibi el yazması eserleri dışında hakkında fazla bir bilgi olmayan Rusya’nın Smolensk kentinden Ignatius’un bu yolculuğu anlattığı “Konstantinopolis Seyahati” adlı elyazması, geç 14. yüzyıla ait Bizans-Rusya tarihi açısından çok önemli bir belgedir.

Seyahatnamede anlatıldığı üzere, heyet karayolu ve Oka Nehri yoluyla Mayıs’ın İkisinde Don Nehri’ne varıp Yirmi altısında Azak Denizi’ne ulaşır. Buradan 30 Mayıs’ta bir gemiye binerek denize açılmak isterler ancak Piskoposun Azov(Azak)’daki Frank tüccarlara olan borçları yüzünden çıkan olay nedeniyle bir süre alakonulur ve sonunda Haziranın birinde yola çıkarlar. Ters bir rüzgâr nedeniyle Sinop yakınlarında bir körfeze sürüklendiklerinde tarih 10 Hazirandır.

İki gün uygun bir rüzgâr beklemek için, orada kalırlar. “Ardından yarısından yukarısı bulutlarla kaplı [çok] yüksek dağların bulunduğu kıyı boyunca yelken açtık” diye devam eder, Ignatius anlatmaya. 14 Haziran’da Amasra açıklarından geçerler. Metnin bu bölümünde, Ereğli’ye sıra gelir. Sadece üç cümleden ibarettir, Ereğli anlatımı. Ancak aşağıda açıklayacağımız gibi, bizim açımızdan önemli ayrıntılar içerir: (2)

Salı günü Pontic Heraclea’yı71 geçtik, ancak Çarşamba günü ters bir rüzgâr bizi sürükleyerek dokuz gün kaldığımız Pontic Heraclea’ya geri getirdi.72 Aziz Theodore Tyro kilisesi buradadır. Mezarı burada şehadet mertebesine ulaştığından beri [kilisenin] içerisindedir.73

71 Pontic Heraclea (Heraclea Pontica, Bender-Ereğli, günümüzde Ereğli; Ignatius şehrin adını ‘Pandoraklija’ ve ‘Pantoraklija’ olarak verir, bunlar kentin geç Bizans dönemi biçimleri olan ‘Ποντoηράκλεια’ ya da ‘Ποντoηράκλια’dır) Küçük Asya’nın Karadeniz kıyısında Boğaz’ın çıkışından yaklaşık 103 mil batıda bir şehirdir. Pontic Heraclea’nın tarihi ve arkeolojisi için bkz. W. Hoepfner, Herakleia Pontike-Ereğli. Eine baugeschichtlitche Untersuchung (Viyana, 1966).

72 Bu tarihler 16 Haziran Çarşamba-24 Haziran Perşembe arasına, Vaftizci Aziz John’un Doğum bayramına denk gelir. Gecikmenin nedeni bir kez daha kuzeybatı rüzgârıdır.

73 Aziz Theodore Tyro (“çömez”) Pontic Heraclea’da dördüncü yüzyılın başlarında şehit olmuştur. Ancak, geleneğe göre, bedeni daha sonra doğum yerine, Küçük Asya’daki Euchaita’ya (günümüzde Avhat) nakledilmiştir; azizin hayatı için, bkz. BHG 3, II, 277-79, 281-86; ve H. Delehaye, Les Légendes grecques des Saints militaires (Paris, 1909), 11-43. Aziz’in bedeni daha sonra Heraclea’ya geri getirilmediyse, Ignatius sadece boş lahidinden söz ediyor olmalıdır. Heraclea’daki Aziz Theodore Tyro’nun olası mezarı için bkz. Hoepfner, Herakleia Pontike, 93-97.

15-24 Haziran 1389 tarihlerinde Ereğli’de bulunan Ignatius’un yazdıkları bunlar.

Metinde sözü edilen “Aziz Theodore Tyro kilisesi”nin Ereğli’deki en büyük Kiliseden Camiye dönüştürülmüş olan bugünkü Orta Camii’nin özgün hâli olması gerekir.

Bu noktada Aziz Theodore konusunda, Majeska’ya (ya da özgün esere) ait bir hata sözkonusudur. Heraklea’lı olan Aziz Theodore, “Theodore Tyro” olarak değil, “Theodore Stratelates” adıyla anılır. Theodore Tyro, 17 Şubat 306 tarihinde şehit olduğu kayıtlı olan Amasyalı başka bir Azizin adıdır. Hemşehrimiz olan Theodore Stratelates’in 281-319 yılları arasında yaşadığı bilinir. Bu iki Azizin birbirine çok karıştırıldığı ilgili metinlerde de belirtilir. Majeska’nın 73. dipnotta belirttiği gibi, iki Aziz’in de mezarı bugün Çorum-Mecitözü sınırları içinde kalan antik Euchaita’da bulunmakta idi, ancak en geç 9. yüzyılda buradan taşındıkları bilinmektedir. Theodore Tyro’nun mezarı günümüzde Venedik’te San Salvador Kilisesi’nin şapelinde bulunmaktadır.

Theodore Tyro'ya ve Theodore Stratelates'e adanmış birçok kilise vardır; Dobarsko (Bulgaristan), Serez (Yunanistan), İstanbul’da Kupriyanu Manastırı ve Bergama bunların arasındadır. Ignatius’un anlatımı, bunlardan birisinin de Ereğli’de olduğunu gösteriyor.

Ve bu, bize iki konuda kanıt sunuyor.

Birincisi, Ereğli’de Osmanlı fethinden sonraki dönemde Camiye çevrilmiş olan Bizans Kilisesinin “Türkiye’deki İlk Ayasofya Kilisesi” olduğuna dair bazı iddiaların gerçeği yansıtmadığı. (3)

Yaptığımız ufak bir araştırma sonucu, Kastamonu Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Ersoy Soydan’ın yayımlanacağı söylenen bir kitabını dayanak alarak yazılmış olan bir dergi metninden (4) kaynaklandığını saptadığımız bu iddiaların doğru olmadığı ve olamayacağını 14. Yüzyılda Ereğli’den geçmiş olan Rus Ortodoks Kilisesi Metropoliteni’nin heyetinden olan Ignatius’un yazdıkları da göstermektedir.

Majeska’nın 73. dipnotta gönderme yaptığı Hoepfner’in eserinin ilgili sayfaları ise, “Erken Bizans Bazilikası” başlığı altındaki Orta Camii anlatımını içerir. Ağırlıkla yapının ilk formu olan Bizans Bazilikası’nın mimari özelliklerine ayrılmış olan bölümde, “Heraclea’daki Aziz Theodore Tyro’nun olası mezarı” hakkında bir kayıt bulunmaz; yapının tarihçesi için ise; antik kaynaklardan 5. Yüzyılın ilk yarısında Herakleia’nın bir depremle harap olduğunu ve II. Theodosius’un(5), bu dönemde Ereğli’ye geldiğini öğrendiğimizi belirtip “Tahmin edilen bu depremde harap olan yapılar arasında, şüphesiz antik tapınakların değiştirilmesi ile ortaya çıkmış dini yapılar da bulunur. İncelediğimiz bazilika, eskiden antik mimari parçaların kullanılmasıyla yapılmış olan yeni yapılara aittir. Bu sırada sütun başlıklarına ait olan sütunlar, kilisenin arkadı için çok büyük görünürler. Öyle ki, bir başka yapının mimari parçaları da düşünülebilir.” şeklinde yazarak, Orta Camii’nin öncülü olan Bazilika’nın antik tapınak parçalarından yararlanılarak inşa edildiğine işaret eder. (6)

Ignatius’un bize sunduğı ikinci kanıt ise, “Orhan Gazi Camii” olarak da anılan Orta Camii’nin bu ismine ve özellikle Haziran ayında paylaştığımız Uluslu İbrahim Efendi’nin 1730 tarihli anlatımına dayanarak Ereğli’nin Sultan Orhan döneminde Türkler tarafından fethinin gerçekleştiği iddiasının doğru olamayacağı..

Seyyahın I. Murad’ın saltanatının son günlerinde, babası Orhan Bey’in ölümünden otuz yıl sonra yapıldığı anlaşılan seyahatinin anlatımı, Ereğli’nin bu dönemde hâlen Bizans (ya da onlar tarafından hâkimiyetlerine izin verilmiş olan Ceneviz) egemenliğinde olduğunu açıkça gösterir. “Aziz Theodore Tyro Kilisesi” konusunda verdiği ayrıntıların yanında, kentin adını Cenevizlilerce kullanılan ismi olan “Pandoraklija” ve “Pantoraklija” olarak vermesi de bunun kanıtıdır.

Ignatius, metnin devamında “Vaftizci Aziz John’un doğumgününde”, Ereğli’yi “terk edip Konstantinopolis için yola” çıktıklarını, Cuma sabahı Diospolis(Akçakoca) şehrini geçtiklerini, Cumartesi günü Sangarius(Sakarya) nehrinin ağzına ulaştıklarını belirtir. Pazar günü Daphnousias(Kefken), ve Karphia(Kerpe) şehirlerini geçtikten sonra “Sırp Prensi Lazar’a saldıran Murad’dan gelen haberleri beklemek için” konaklarlar. “Hem Murad’ın hem de Lazar’ın savaşta öldüğü haberleri” dolaşmaktadır. Eserin yazarı Majeska’nın dipnotta belirttiği gibi, “Gerçekten de 15 Haziran 1389’da Sırbistan’da Kosovo Polje’de ordularının karşılaştığı savaşta Osmanlı Sultanı I. Murat ve Sırp Prensi Lazar öldürülmüşlerdir. Savaş, Sırbistan’ın bağımsızlığının sonunu getirir. Savaşın bitiş tarihiyle Astrabike’de Metropolit Pimen’in haberi alış tarihi arasındaki on iki gün haberin o dönem şartlarında ulaşması için yeterli bir zamandır.” 28 Haziran’da Chile(Şile)’yi arkada bırakıp, Rheba(Riva)’yı geçerler ve [Boğaz’ın] ağzına gelirler. Feneri geçtikten sonra, “çok güzel bir rüzgârla, tarif edilemez bir neşe içinde Konstantinopolis’e” ulaşırlar.

.........................................................................................................

DİPNOTLAR

(1) Russian Travelers to Constantinople in the Fourteenth and Fifteenth Centuries [14. ve 15. Yüzyıllarda Konstantinopolis’i Ziyaret Eden Rus Seyyahlar] – George P. Majeska – Dumbarton Oaks Studies (v. 19), Washington, 1984.

(2) A. G. E. Sayfa: 88.

(3) Buraya, İstanbul’daki Ayasofya’nın tarihi ile ilgili ufak bir açıklama da koymamız gerekebilir: Konstantinopolis’teki ilk Ayasofya inşaatı Hristiyanlığı imparatorluğun resmî dini ilan eden Roma imparatoru Büyük Konstantin tarafından başlatılmış, oğlu II. Constantius tarafından tamamlanmış ve açılışı 15 Şubat 360’ta gerçekleştirilmiştir. Adı “Büyük Kilise” anlamına gelen ilk Ayasofya’nın bir Artemis Tapınağı üzerine inşa edildiği bilinmekte, ancak yapıdan günümüze ulaşan bir kalıntı bulunmamaktadır. 404 yılında çıkan isyanlar sonucu ahşap bir yapı olan ilk kilisenin yakılıp yıkılmasından sonra, imparator II. Theodosius bugünkü Ayasofya’nın bulunduğu yere ikinci bir kilisenin inşa edilmesi emrini vermiş ve bu kilisenin açılışı da 10 Ekim 415’te gerçekleşmiştir. Mimar Rufinos tarafından Herakleia’daki Aziz Theodore Tyro kilisesi ile yakın dönemde inşa edilen bu Ayasofya da yine bazilika planlı, ahşap çatılı ve beş nefliydi. Bu yapı da 13-14 Ocak 532’de Nika ayaklanması sırasında yakılıp yıkılmıştır. Günümüzde var olan Üçüncü Ayasofya ise İmparator I. Justinianus tarafından öncekilerden çok daha görkemli olarak 532-537 yılları arasında inşa edilmiştir.

(4) Agos Dergisi, 8 Şubat 2013 (http://www.agos.com.tr/tr/yazi/4213/bitlisten-edirneye-dokuz-ayasofya-var). Yazar Emre Ertani, “Kastamonu Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Ersoy Soydan’ın önümüzdeki aylarda yayımlanacak olan ‘Türkiye’de Kilise ve Manastırlar’ kitabına göre Türkiye’de adı Ayasofya olan dokuz kilise var.” şeklinde yazar ve “Bu kiliselerin bugünkü kullanım durumları ise şöyle” diyerek İstanbul’daki Ayasofya Müzesi dışındaki kiliselerin yerlerini “Edirne, Kırklareli, İstanbul, Trabzon, Gümüşhane, Zonguldak, Bitlis ve İznik” olarak sıralar ve Zonguldak başlığı altında “5. yüzyılda II. Theodosios döneminde inşa edildiği bilinen yapının Ereğli’nin alınmasından sonra Orhan Gazi tarafından camiye çevrildiği tahmin ediliyor. Günümüzde Orta Camii adıyla kullanılıyor.” açıklamasını verir. Yaptığımız araştırmalarda Emre Ertani’nin “önümüzdeki aylarda yayımlanacak” olduğunu söylediği ‘Türkiye’de Kilise ve Manastırlar’ adlı esere ait, ne Kastamonu Üniversitesi İnternet Sitesinin adı geçen Öğretim Üyesine ait sayfasında (http://abis.kastamonu.edu.tr/?psno=10569 ), ne de kitabevlerinde herhangi bir bulguya rastlayamadık. Ulaştığımız başka hiçbir kaynakta ‘Heraklea’da Ayasofya Kilisesi’ bulunmaması ve yukarıda yaptığımız açıklamalar, “Türkiye’deki İlk Ayasofya Ereğli’de” başlıklı haberler yazdırma ile tarihin çarpıtılmasının mümkün olamayacığını göstermesi açısından çok öğretici.

(5) II. Theodosius, 408 – 450 yılları arasında hükmetmiş Bizans İmparatorudur. Bizans’ta Hristiyanlığın resmî din olarak yaygınlaşmasında etkisi büyüktür. Hükümdarlığı sırasında Konstantinopolis'te yaptırdığı 6 kilometre uzunluğundaki Theodosius surları ve yine kendi adını taşıyan Theodosius kanunları ile tanınır. Döneminin bir diğer önemli olayı da 431 yılında topladığı ve Ortodoks Kilisesi’nin tarihi açısından çok önemli olan İkinci Efes Konsili’dir. Hoepfner’in de yazdığı gibi, Orta Camii’nin öncülü olan Kilise’nin de II. Theodosius döneminde inşa edildiği düşünülmektedir. Ancak, II. Theodosius’un İstanbul’da İkinci Ayasofya Kilisesini yaptırdığı bilinmesine karşın Ereğli’de inşa edilen kilisenin adını da aynı saymaya çalışmanın anlamsız olduğu açıktır.

(6) Herakleia Pontike-Ereğli, Eine Baugeschichtliche Untersuchung-Wolfram Hoepfner-Wien, 1966 Sayfa.: 97.

 
Gösterim : 1601
YORUMLAR
Web sitemiz 04.03.2012 tarihinden itibaren;
Toplam: 9640844, Bugün: 499 kez ziyaret edilmiştir.