Kayıt Tarihi: 06 Mart 2018 Salı 15:13
Seyahatnamelerde Ereğli
1961 yılının 6. Ayının 16'sında Eregli'de iki kuşaktır eczacı bir ailenin ikinci oğlu olarak dünyaya geldim.Turgut Reis Ilkokulu'nun ardından Galatasaray Lisesi'ni 1980'de bitirdim..On yaşlarından beridir kokusunda büyüdüğüm Memleket Eczanesi beni eczacı yaptı.Askerlik görevini yerine getirdiğim 1986-87 Çanakkale Deniz Hastanesi dönemi dışında dedemin eczanesinde babamla birlikte çalıştık.Halen üçüncü kuşak olarak dede yadigârı Memleket Eczanesi'ni sürdürmeye çalışırken 2004'ten bugüne Ecz. Sabit Duran'ın Ereğli Tarihi'ni yayınlamak üzerine başladığım çalışmalar beni bir yerel tarih tutkunu haline getirdi.Geçen yılsonu yayımlanan "Kastamonu ve Bolu Salnamelerinde Ereğli" adlı bir kitabım var..
Thomas Abel Brimage Spratt

1811-1888 tarihleri arasında yaşamış İngiliz hidrolog ve jeolog olan Amiral Spratt, Trafalgar Deniz Savaşı kahramanı komutan (deniz binbaşısı) James Spratt’ın hayatta kalan en büyük oğludur ve 1827 yılında İngiliz donanmasına katılıp Harita ve Plan yapma birimine bağlı bölümde görev almıştır.

Ünlü İngiliz arkeolog Sör Charles Fellows, Osmanlı İmparatorluğu izniyle Likya’nın görkemli mermer anıtlarını söküp Londra’ya taşımak için 1842 yılı Ocak ayında çalışma başlattığında eserleri götürmek için Ksanthos açıklarına demir atan Baecon isimli İngiliz savaş gemisinde Spratt da bulunmaktadır. Aynı gemide görevli Edward Forbes ile birlikte 1847’de Travels in Lycia (Likya’da Seyahatler) adlı eseri yayımlar.

Yedi yıl sonra, Spitfire’ın komutanı olarak Kırım Savaşı sırasında Karadeniz’de üstün hizmetlerde bulunur. Bu dönemde Osmanlı Devletiyle müttefik olan İngilizler Ereğli Havzasında kömür üretimini de denetlemektedirler. Komutan Spratt, aldığı bir emir üzerine, 1854 yılı Mart ayında İngiliz donanmasının kömür ihtiyacını karşılamak üzere Ereğli ve Zonguldak bölgesinde jeolojik araştırmalar yapar, bu konudaki makalesini 1877 yılında yayımlar.(1)

Hoepfner, Amiral Spratt’ın kentimiz açısından önemini aşağıdaki gibi anlatır ve 28-30 Mart 1854 tarihlerinde iki gün için Ereğli’de bulunduğunu belirtir:

Birlik komutanı Spratt, “Spitfire”ın diğer subaylarının yardımıyla, 1854 yılında bu haritayı (de Marigny’nin haritası kastediliyor) esas alarak Karadeniz’de tamamlayıcı ölçümler yaptı. “Admiralty Plan of Bender Erekli, No. 2, 387”, demirleme olanaklarına ilişkin ayrıntılı açıklamalarıyla ve kentin kısa bir tanıtımıyla ilk kez 1855’de yayınlandı. Bu plan gemi yolculuğu için geçerliliğini günümüze kadar korudu. (2)

Eczacı Sabit Duran’ın 1945 tarihli Ereğli Tarihi’nin ikinci cildinde -Ereğli Limanının Önemi- bölümü ekine “Ereğli limanının önemini belirten Köstence limanıyla bir pafta içerisinde karşılaştırılması” başlığıyla koyduğu 1927 yılında basıldığı anlaşılan haritasında da “Kumandan T. Spratt’ın 1854 tarihli ölçümlerine dayanır” ibaresi vardır. Halen Eczanemizde asılı bulunan bu haritada, top bataryaları, sur duvarlarının ayrıntılı çizimi, Hastane, Çoban çeşmesi, Mağaralar, Mağara deresinin denize ulaştığı noktada çizilmiş bir yuvarlak kule gibi ilginç ayrıntılar bulunur. (3)

Kumandan Spratt, 1877’de yayımlanan makalesinde Ereğli’ye gelmesine neden olan görevi alışını şöyle anlatır:

“1854 yılının Mart ayının sonlarına doğru, İngiltere ve Fransa’nın bile¬şik donanmasının Karadeniz’e girmesinden sonra, güney sahilinden Ereğli (Antik Heraclea) yakınlarında Türk hükümetinin kömür elde ettiği bilinme¬si üzerine savaş gemilerinde kullanmak üzere, kalitesini araştırıp rapor etmem için bölgeye gitmem emredildi. İstanbul’da bazı deniz mühendisleri ta¬rafından iki veya üç kargo kömür incelenmesine rağmen, kömür tam olarak saflaştırılmış olmadığından, Marmara denizi ve Ege Tersiyer katman linyitlerinden sadece biraz daha yüksek kalitede linyit olduğu kanısı oluşmuştu.

Bu nedenle Ereğli kömür yataklarının oluşum çağın belirlemek ve bu yataklardan yüksek hızda seyreden savaş gemileri¬mize yetecek kadar iyi nitelikte ne kadar kömürün ekonomik olarak elde edilebileceğini saptamak birinci önceliğimiz olmuştu.” (4)

Yazısının bu bölümünde geçtiğimiz aylarda yayımladığımız Tchihatchff’in 1853'te basılan çalışmasındaki bölge ile ilgili jeolojik açıklamalardan söz eden Spratt eserdeki kömür havzası hakkındaki bilgilerin yetersiz olduğunu belirtir ve “Benim idaremde 27 Mart akşamı Kraliyet gemisi “Spitfire” ile İstanbul’dan ayrıldık. Ereğli’ye ertesi günü sabaha geçip, hava şartlarının uygunluğundan istifade ederek Ereğli’nin 30 mil doğusunda Türk Hükümeti’nin İngiliz Mühendisi Mr. John Barkley’in direktifleri ile işlettiği Kozlu körfez ve vadisine devam edildi.” diyerek anlatımını sürdürür. Ereğli’den Kozlu’ya seyrederken sahile dik gelen, 500-1500 feet (yakl. 150-450 m.) yükseklikte tepelerin arasındaki sık fundalık ve orman kaplı, tarıma elverişsiz vadileri gördüğünden söz eden Spratt, yapılan tarımın çok dağınık ve yetersiz olduğuna değinir. (5)

Öğlene doğru Kozlu açıklarında demirlediklerini belirten yazar, yazısının bu bölümünde İngilizlerin gözetimi altında işletilen çevredeki kömür ocakları hakkında bilgiler verir. Bölgenin jeolojik yapısı ve katmanlar hakkında çizimler de içeren bu açıklamaların ardından “Aşağıdakiler Mr. Barkley tarafından kömür olduğunu bilinen ve kalitesiyle beraber belirtilen yerlerin adlarıdır:” diyerek sıralar:

“Öküşne[metinde Okoosnu]. Kozlu dan 5 mil uzaklıkta. Dağların tepelerinde birkaç damar mevcut. Körfezden 2,5 mil uzaklıkta, hem iyi, hem kötü kalite karışık, Hırvatlar tarafından çalıştırılmakta.

Yeni Harman[metinde Yani Arman]. Kömür Hırvatlar tarafından dağ yamaçlarından elde ediliyor. Kalitesi vasat.

Domuzdere[metinde Doomooz Dereh]. 8 feet kalınlığında iyi kalitede kömür damarı var, fakat çıkartıldığında çabuk bozuluyor. Mr. Barkley tarafın¬dan çalıştırılmış.

Zonguldak[metinde Zungledek]. Hepsi değişik kalitede ve eğimde olan 7 veya 8 damara sahip. Bir zamanlar kaçak olarak Hırvatlar tarafından çalıştırılmış, ancak maddi yetersizlik ve karşılaşılan güçlükler nedeniyle şimdi terk edilmiş.

Gelik ve Üzülmez[metinde Baluk and Uzulmas]. Bu vadideki kömür, Zonguldak’takinin benzeri bir damar. Denizden iki mil içeride ve on iki feet kalınlığında, iyi kaliteli. Üzülmezdeki kömür ise kıyıdan dokuz mil içeride.” (6)

Makalenin devamında, 30 Mart 1854 sabahı gemisini onu beklemek üzere Ereğli’ye gönderdiğini ve Mr. Barkley ile Kozlu-Ereğli arasındaki kömür bulunan yerleri görmek üzere karadan yola çıktığını yazan Spratt, burada ilginç bir anekdot aktarır:

“Yolculuğumuzun başlaması biraz gecikti, çünkü madenlerden birisindeki gaz patlaması olmuştu. Madencilerin sabahleyin madene ilk girişlerinden hemen sonra iki yerli madenci yaralanmıştı. Bir tanesinin yüzü ve boynu yanmıştı. Bu Mr. Barkley’in burada çalıştığı süre içinde karşılaştığı ikinci olaymış.”

Ereğli’ye karayolundan giderken çevrenin jeolojik özelliklerini ve kömür damarlarını anlatan Spratt, kente yaklaştığında manzarayı “Rotamız üzerindeki bu paralel sırtların üzerinden güneye doğru bakıldığında, görünen tüm manzara çoğunlukla meşe, kayın ve yabani meyve ağaçlarından oluşan yoğun bir görünümle Ereğli yakınlarına kadar geniş okyanus dalgalarını andırır gibi uzanan balta girmemiş vahşilikte bir ormanla kaplıydı.” sözleriyle tanımlar. (7)

Devamında “Ereğli yakınlarında ve aynı zamanda yolun geçtiği bölge çevresinde şisti (8) yumuşak ve ayrışmış, aynı zamanda merkezi Ereğli ya da çevresinde olabilecek bir volkan patlamasından ötürü başkalaşmış olarak saptadık. İstanbul’a dönüşümden önce iki gün boyunca inceleme fırsatı bulduğum Ereğli bölgesini anlatacağım şimdi.” diye yazarak öncelikle kıyı boyunca çıkartılan kömürün İstanbul’a büyük gemilerle gönderilmek üzere küçük teknelerle taşınarak toplandığı Ereğli’nin bölgenin tek güvenli demirleme noktası olarak önem kazandığını belirtir.

Kentimizi anlattığı “Ereğli’nin jeolojisi hakkında” başlıklı bölüm, adından da anlaşıldığı üzere, ağırlıkla bilimsel açıklamalar içerir. “Ksenofon’un ünlü onbinlerin dönüşünden sonra Yunanistan’a hareket etmek üzere konakladığı bu kent, kuzeybatısında kalan şimdiki Baba burnu, antik dönemdeki adıyla Acheron Yarımadası tarafından oluşturulan körfezin doğu tarafındaki dik ve neredeyse yalıtılmış tepeyi çevreleyen Akropolis ve Heraclea’dan kalan surlarıyla yükselir.” cümlesiyle başlayan bölüm, oldukça ayrıntılı jeolojik açıklamaların ardından “Bölgenin volkanik karakterine ait bu gözlemleri bitirmek için, antik dönemde yaşayanların bu lav yataklarının genel katman biçimlerine rağmen yerin altında kayalaşmış ve ateşe ait karakterlerini açıkça fark etmiş olduklarını da belirtmek gerek; çünkü Ksenofon’a göre, Acheron Yarımadasında Herkül’ün inerek kapılarının gardiyanı Cerberus’u dışarı çıkarttığı Hades’in cehennemine ulaşan bir mağara vardır.

Strabon mağaranın kentin kuzeyinde ve iki stadion derinlikte olduğunu söyler, ancak civarda böyle bir mağaranın olduğunu duymadım. Gene de sönmüş bir volkanın ya da krater ağzının bazı izleri çevrede bulunabilir, yakın bölgede volkanik aktiviteye ait katmanların bulunduğunu belirtmiş idim” anlatımıyla devam eder. Fransız seyyah Boré’nin bulup yayınlamasından onaltı yıl sonra Cehennemağzı Mağaraları gene unutulmuş görünmektedir..

Spratt’ın anlatımının son cümlesi de ilginçtir: “Bununla birlikte, Akropol tepesine doğru ilerleyen 300-400 yarda [275-365 m.] uzunluğunda, ancak tamamen insan yapımı olduğu anlaşılan ve belki de taş ocağı olarak kullanılan bir mağara söz konusudur.” Bu tarz tünellerden Eczacı Sabit Bey de Ereğli Tarihinde uzun uzun söz eder.. (9)

Makalenin bundan sonrası, Spratt tarafından Kozlu’da bulunan fosil bitkilere ait anlatımları içermektedir.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

(1) Remarks on the coal bearing deposits near Erekli (the ancient Heraclea, Pontica, Bithynia) [Ereğli (antik Bitinya’daki Heraklea Pontika) yakınlarındaki kömür rezervleri hakkında araştırmalar] - Quarterly Journal of Geological Society of London – Sayı: 33. London, 1877 Sayfa: 524-533.

(2) Herakleia Pontike-Ereğli, Eine Baugeschichtliche Untersuchung – Wolfram Hoepfner – Wien, 1966 s: 14

(3) Ecz. Sabit Bey’in Ereğli Tarihi Cild I– Sadun Duran – yayınlanmamış elyazması, S. : 461.

(4) Remarks on the coal bearing deposits near Erekli (the ancient Heraclea Pontica, Bithynia) [Ereğli (antik Heraklea Pontica, Bitinya)yakınlarındaki kömür yatağı katmanları üzerine düşünceler] – The Quarterly Journal of Geological Society of London, Sayı: 33 Sayfa 524.

(5) A. G. E. Sayfa 524-525.

(6) A. G. E. Sayfa 529.

(7) A. G. E. Sayfa 530.

(8) Şist: Kolayca levhalara ayrılabilen, silisli ve alüminli tortul kayaçlara ve kömürle karışık bütün katmanlara jeolojide verilen addır.

(9) Ecz. Sabit Bey’in Ereğli Tarihi Cild I– Sadun Duran – yayınlanmamış elyazması, Ereğli’nin Rıhtımları ve Yeraltı Yolları

Bölümü, Sayfa : 45-46.

 
Gösterim : 2432
YORUMLAR
Web sitemiz 04.03.2012 tarihinden itibaren;
Toplam: 9252387, Bugün: 5792 kez ziyaret edilmiştir.